92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Pişkin olma durumu
2. Pişkince davranış
1. Onun, pişkinlikle karışık atılganlığı bir gerçektir.
1. Onun, pişkinlikle karışık atılganlığı bir gerçektir.
piskoposhane, başpiskopos
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi
Lisan : Rumca
1. isim , isim , isim , isim , Piskoposluk
Lisan : Rumca + Farsça ḫāne
Telaffuz : piskoposha:ne
başpiskoposluk
1. isim , isim , isim , isim , Piskoposun yönettiği bölge
2. Piskoposun oturduğu bina
3. Piskoposun görevi
1. -i , -i , -i , -i , Büyük veya küçük abdestini etmek, kirletmek
1. Kedi halıya pislemiş.
1. Kedi halıya pislemiş.
2. Pisletmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pis olmak, pisliğe bulaşmak, kirlenmek
1. -i , -i , -i , -i , Pis duruma getirmek, kirletmek
1. Ortalığı pisletmekten başka bir işe yaramayan kediler...
1. Ortalığı pisletmekten başka bir işe yaramayan kediler...
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kötü bir duruma sokmak
1. Dikkat et, bu işi de pisletme.
1. Dikkat et, bu işi de pisletme.
pislik böceği, etek pisliği
1. isim , isim , isim , isim , Kir
1. Çocuğun yüzü gözü pislik içinde kaldı.
1. Çocuğun yüzü gözü pislik içinde kaldı.
2. Dışkı, necaset
1. Şu kedi pisliğini temizlesinler.
1. Şu kedi pisliğini temizlesinler.
3. Pis olma durumu, kirlilik
1. Şu mutfağın pisliğine bakın.
1. Şu mutfağın pisliğine bakın.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kötü, zararlı davranış veya iş
1. Bu emel bizi elimizden tutarak yükseltiyor, muhitin pisliğinden uzak tutuyordu.
1. Bu emel bizi elimizden tutarak yükseltiyor, muhitin pisliğinden uzak tutuyordu.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kötü durum
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Başkalarına zarar veren kimse
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Bok böceği
1. isim , isim , argo , argo , isim , isim , argo , argo , Ağza alınan bir miktar sarı leblebiyi çiğneyerek birinin üstüne püskürtüp üzerinde pislik olduğu bahanesiyle cebindeki paraları çalan kimse
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pusmak
1. O kadar korktular, o kadar pıstılar ki arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar.
1. O kadar korktular, o kadar pıstılar ki arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen, nadim
Lisan : Farsça peşīmān
1. yaptığı bir işin yanlış veya uygunsuz sonuç verdiğini anlayarak üzülmek
1. Aceleciliğinden ötürü pişman oldu ama verdiği sözden geri dönmek huyu yoktu.
1. Aceleciliğinden ötürü pişman oldu ama verdiği sözden geri dönmek huyu yoktu.
1. isim , isim , isim , isim , Telleri ince ince ayrılabilen bir helva türü
Lisan : Farsça peşimān + Arapça -iyye
Telaffuz : pişma:niye